Bugün Syd Barrett’in 2. ölüm yıldönümü. Barrett, 7 Temmuz 2006 günü 60 yaşında iken, Cambridge’deki evinde pankreas kanseri sonucu ‘psychedelic’ aleme uçup gitmişti.

Barrett, arkadaşları ile birlikte 1964 yılında adını Pink Anderson ve Floyd Council adlı iki blues müzisyeninden etkilenerek koyduğu Pink Floyd efsanesine hayat vermişti. Kendine has slide tekniği ve kaydedilen seslere verdiği efektler, konser sırasında arkada gösterilen yeni renk oyunlarıyla ‘psychedelic rock’ kavramını yaratan Barrett; Pink Floyd döneminde, Pink Floyd’un ilk albümü olan ‘The Piper At The Gates Of Dawn’a imzasını atmış ve ‘Arnold Layne’ ve ‘See Emily Play’ gibi hit single’lar ile grubun tanınmasını sağlamıştı. Ayrıca Syd, yaptığı acid tripleri ve şarkılarda kullandığı mistik ve çocuksu öğeler ile de ünlenmiştir. Bunu en iyi Floyd’un ilk albümünde görebiliriz.
Syd’in uyuşturucuya olan düşkünlüğü şarkılarında etkisini gösterirken yavaş yavaş sağlığının ve psikolojik durumunun bozulmasına neden olmuştur. Syd’in sağlık durumu nedeniyle 1967′de yayınlanan ilk albümden sonra Pink Floyd’a, Syd’in çocukluk arkadaşı olan David Gilmour dahil olmuştur. Dave, Syd’den daha iyi gitar çalmasına rağmen Syd kadar iyi şarkı sözü yazamıyordu. Bu dönemden sonra grubun şarkı sözlerini 1984′e kadar Roger Waters yazacaktır. ‘A Saucerful Of Secrets’ta sadece 2 şarkıda grupla çalan Syd konserlerde sadece tek akora basarak bütün konser devam etmesi gibi birçok sorun yüzünden önce şarkı sözü yazarı olarak anlaşma yapar ancak daha sonra gruptan tamamen ayrılır.
1970 yılında eski grup arkadaşları Roger Waters ve David Gilmour’un prodüktörlüğünü üstlendikleri ilk solo albüm ‘The Madcap Laughs’, ardından o senenin sonuna doğru ‘Barret’ adını taşıyan ikinci solo albüm yayınlanır. İkinci solo albümün de prodüktörlüğünü de eski grup arkadaşları David Gilmour ve Richard Wright yapmıştır. Bu solo albümlerin kayıtları oldukça sıkıntılı olmuştur. Syd artık eskisi gibi gitar çalamıyordu. Bu albümlerdeki bazı parçalar bu nedenle olduğu gibi piyasaya sürülmüştür. Syd bu iki solo albümden sonra da müzik çalışmalarına devam etmiş ancak başarılı olamamıştır.

1975 yılında Syd’e atfen Pink Floyd tarafından yapılan ‘Wish You Were Here’ albümünün kayıtları sırasında Syd stüdyoya kaşları dahil tüm vücudundaki kılları kesmiş bir vaziyette girmiş ve eski grup arkadaşları onu ilk başta tanıyamamıştır. Syd’i bu halde gören aynı zamanda çocukluk arkadaşları olan eski grup arkadaşları David Gilmour ve Roger Waters bu olay üzerine oturup stüdyoda ağlamışlardır. Ayrıca Syd’e atfen gurubun yazdığı ‘Shine On You Crazy Diamond’ (Parılda Çılgın Elmas) parçasını Syd’e dinlettiklerinde, Syd parçayı oldukça hafif bulmuştur. Bu eski grup arkadaşlarının Syd’i son görüşleri olmuştur. Bu olaydan sonra Syd evinde inzivaya çekilmiş ve kendini kaybetmiştir. İnziva hayatı boyunca Syd evinde kendini hobisi olan resme adamıştır.
1988′de Barrett’in üçüncü albümü ‘Opel’ piyasaya sürüldü. Bu albümde Syd’in yayınlanmamış şarkıları ve ilk iki albümdeki şarkıların değişik versiyonları bulunmaktaydı. 1993′te bu üç albüm Crazy Diamond box set’i olarak piyasaya sürülmüştür. Daha sonra 2001′de Wouldn’t You Miss Me adlı best of’u yayınlanmamış iki şarkı ile beraber piyasaya sürülmüştür. 2003′te ise kendisini ve Pink Floyd’un ilk yıllarını konu alan The Pink Floyd and Syd Barrett Story adlı DVD yayınlanmıştır.
Artık sağlığı iyice bozulan Syd Barrett, Cambridge’deki evinde inziva hayatı sürdürüyordu ve resim yapmaya devam ediyordu. 7 Temmuz 2006 günü 60 yaşında iken, Cambridge’deki evinde pankreas kanseri sonucu hayatını kaybetti.
Syd Barrett’i bugün bu site aracılığı ile tekrar saygıyla anıyoruz.
İyilik ve doğruluk için Parılda Çılgın Elmas…